İKİ YORGUN/ İKİ ARGIN/ BİR YANGIN

Kaybetmelerin

            Ayrılıkların

Yüreğimde bir yuva yapmasından

Kapılarını ardına kadar kapamasında

Beynimde uğuldamasından

Çığlık atmasından

Bıktım

       Usandım

 

Ruhum

İkinci baharın sonbaharını solumakta

Vurulmuş

       Yıkılmış evinden öyle bir

             Kararlı ki ayrılmakta

 

Şimdi güz güllerinin teninde ağlamakta

Susmakta

Bir susacak bin ölecek

      İki yorgun

           İki argın

                Bir yangın

 

İçimdeki insan vurgun

Yaşayan ve görünmeyip te yaşayan

Bedenim yorgun

Her şey yangın

Yürek yorgun

       Beden yangın

           Eller vurgun

               Hain

 

Tutuşamadı, aydınlanmadı bu kent

İki tuzak

     İki kelepçe

Sokaklar bin hain

Yüz kurşun

        Bin mayın

Şimdi dünya hain

Memleketim cinayet

Çocuklar yorgun

        İki yorgun

             İki argın

                  Bin yangın

 

BİR KELEBEĞİN ÖMRÜ KADAR

Her şeyin sustuğu
Hiç kimsenin konuşmadığı bir sahil kenarı

Her kesin bir birine muhtaç olduğu
Her kesin çekip gittiği bir kule

Anlayan el sallasın diyorum
Ne bir beden nede bir ruh var ortada

Anladım kararsızım üşüyen ruhumla
Çok direttim
Çok diretmişliğim
Geçip gitti bir martı kasabasına

Hoş geldin;
Eskiyen yüzümün yeni gülümseyişi

Hoşça kal;
Yüreğimin ilkbahar coşkusu

Elveda;
Kalbimi kıpırdatan usulsüz aşk

Sana kırgın değilim
İçimdeki inanca
Derin sancıya

En büyük ihaneti
Ben kendime yaptım
Artık kirli bir ruhum var

Aynı dünyada yaşamaz
Cellâtlar ve çocuklar
Ya ölmeli cellâtlar
Ya da hiç doğmamalı çocuklar

Kendinden kaçma kalbim
Çünkü aşk sensin
Ve kadın ne kadar yaşarsa
Sen o kadar öleceksin

 

JİYAN

 

 

Yüreğimin sesinin yankılandığı kentteki

Buruk yüzlü dostum

Geceye sis bulutları çökmüş görüyor musun?

Şahidi oldun mu yanık yanık tüten

Bacadaki dumanın

Kulak kabarta bildin mi?

Kapılarda sızan kederli iniltilerin

 

Bir haykırış vardı gecede

Gelip beni bulan

Gece ağır, gece tahribatları yoğun

Gece ben oldum

Ben gece oldum

Elimde kederli bir kızın gözyaşları

Yürek darmadağın, beden ürkek

 

Dargınlıklar, küskünlükler

Ve araya sıkıştırılmış bir ben

Ah diyorum yaşama

Yaşam sen değilsin

Sen olmamalısın

Ben hiç değilim

Yaşam alındı bana

Gitme diyemedim diye

 

Diyemedim söyleyemedim

Oysa ne çok anlatacaklarım vardı

Ondan, benden, insan olan herkesten

Yaşama dair alıntılarla

Hüzünlü gözlerine

Hüzünlü bakışlar yakışmamıştı

Gece darmadağın etmişti beni

 

Oysa kırılan incinen ben değildim

Adı yaşam olan kızdı

Ne fark ederdi ki

Ha o, ha ben, ha başkası

Bir ayrım yoktu bende

Herkesin yürek ağrısı benimdi

Benimkisi ise sadece benim

 

Bir dokun bin ah işit

Açılır kitap gibi destansı bir öykü

Ve ben sadece o öyküde

Araya sıkıştırılmış bir virgül

Teselli sözcükleriyle

Bir daha yaşanmaz yaşanılan dercesine

Bu şiiri erteliyorum

Yeni bir yıla buruk gözlerle

ACININ YANKISI

Ey yaşam diyorum

           Yeter bu kadar

               Acının katmerleşen yankısını

                  Yazıp çizmem

 

Yaşam dur diyor bana

           Daha bunlar ne ki

               Sen karalamayı öğrendin

                   Henüz yazmaya geçmedin

 

Ey kötülüklerin elçisi

           Damıtma artık zehrini üstümüze

              Bir yanımda sen

                  Diğer yanımda sallantılı bir ömür

Yarı felç geçirmiş gibiyim

Viran

        Bir

            Şehir

                  Gibi

 

SEN NERDESEN

Bir sen yaralarsın şimdi beni

               Bir de biçare ömrüm

 

 

Artık anlar

             Duygusal kargaşadır

                            Sol yanım ölür benim

 

İç suskun

               İç boşalan

                              Bir yağmur

İç yaralı bir kuşun kanadıdır

 

 

Diyarbakır kokardı saçların

               Şimdi yalnızlığımsa ala bildiğine Van